44- KİTÂBU'L-HUSÛMÂT. 2

1- (Müslümanlar Arasındaki Hukukî Çekişmelerde) Da'vâcının Da'vâlıyı Hâkim Huzuruna Getirmesi Ve Müslüman - Yahûdî Arasında Meydana Gelen Çekişme Hakkında Zikrolunan Şeyler Babı 2

2- Eğer İmâm (Yâhud Hâkim} Onun Üzerine Hacr Koymuş Değilse Sefîhin Ve Aklı Zaıf Olanın İşini Geri Çeviren Kimse Babı 3

3- Hasımların Bâzısının Diğeri Hakkındaki Kelâmı Babı 3

4- Ma'siyetler Ve Husûmetler Ehli Olanların, Onların ) Bu Hallerini Tanıma Ve Tesbîtten Sonra (Onları Edeblendirme Yolu Olmak Üzere) Evlerden   Çıkarılmaları Babı 4

5- Vasînin Ölmüş Kimse Adına (Nesebe Katma İsteği Ve F Diğer Haklar Hususundaki) Da'vâsi Babı 4

6- Bozgunculuğundan Endîşe Edilen Kimselerden İşi Sağlamlaştırma Tedbîri Almak Babı 5

7- Suçlunun Harem İçinde Bağlanması Ve Habsedilmesi Babı 5

8- Borç Verenin Alacaklısından Ayrılmayıp Onunla Sabit Ve Dâim Olması Babı 5

9- Alacağın Ödenmesini İstemek Babı 6


Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle

 

44- KİTÂBU'L-HUSÛMÂT

(Hukukî Çekişmeler Kitabı) [1]

 

1- (Müslümanlar Arasındaki Hukukî Çekişmelerde) Da'vâcının Da'vâlıyı Hâkim Huzuruna Getirmesi Ve Müslüman - Yahûdî Arasında Meydana Gelen Çekişme Hakkında Zikrolunan Şeyler Babı [2]

 

1-.......Ben Abdullah ibnu Mes'ûd'dan işittim, şöyle diyordu:

Ben bir kimsenin bir âyeti, benim Peygamber'den işittiğim okuyu­şun hilâfına okuduğunu işittim. Hemen elinden tuttum ve onu Rasû-lullah'a getirdim. Rasûlullah (S): "Her ikiniz de güzel okudunuz" buyurdu. Şu'be dedi ki: Ben Rasûlullah'ın şunu da söylediğini zan­nediyorum: "(Kur'ân hakkında) sakın ihtilâf etmeyiniz. Çünkü siz­den evvelki ümmetler kitâblannda ihtilâf ettiler de bu yüzden helak oldular" [3].

 

2-.......Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Biri müslumanlardan, öbürü Yahûdîler'den olan iki kişi birbiriyle sövüştüler. Müslüman olan zât, Yahudi'ye:

— Muhammed'i âlemler üzerine süzüp seçen Allah'a yemîn ede­rim ki, demişti.

Yahûdî de müslümâna hitaben:

— Musa'yı âlemler üzerine süzüp seçen Allah'a yemîn ederim ki, demiş.

Bunun üzerine müslümân elini kaldırıp Yahudi'nin yüzüne bir tokat vurdu. Yahûdî hemen Peygamber'in yanma gitti. Kendisinden ve müslümândan meydana gelen işleri Peygamber'e haber verdi. Peygamber o müslümâm çağırttı ve ona olan işten sordu. Müslümân da olanları kendisine haber verdi. Akabinde Peygamber (S) şöyle buyurdu:

— "Bana Mûsâ üzerinde hayırlılık vermeyiniz! Muhakkak ki in­sanlar kıyamet gününde (o günün korkunçluğundan yıldırım çarp­mış gibi) bayılacaklar. Onlarla beraber ben de bayılacağım. Fakat ilk ayılan ben olacağım. O anda ben Musa'yı Arş'ın bir tarafına sımsıkı tutunmuş duruyor görürüm. Bilmiyorum, Mûsâ da bayılanların içinde idi de benden evvel mi ayıldı, yâhud baygınlıktan Allah 'in istisna et­tiklerinden mi bulundu?" [4].

 

3-......Ebû Saîd el-Hudrî (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) otur­muş olduğu sırada bir Yahûdî geldi ve:

— Yâ Eba'l-Kaasım! Sahâbîlerinden bir adam yüzüme vurdu, diye şikâyet etti.

Rasûlullah:

—  "Kim vurdu?" diye sordu.

Yahûdî, Ensâr'dan bir adam olduğunu söyledi. Rasûlullah:

—  "Onu çağırınız!" diye emretti. (O adam huzura getirilince:)

—  "Sen bu Yahudi'yi dövdün mü?" diye sordu. O zât da:

— (Evet.) Bunun çarşıda "Musa'yı bütün beşeriyet Üzerine sü­züp seçen Allah'a yemin ederim ki" diye yemîn ettiğini işittim. Ben de: Ey habîs! Muhammed üzerine de mi (tercih etti), dedim. O sıra­da beni ânı bir öfke tuttu da yüzüne vurdum, dedi.

Bunun üzerine Peygamber (S):

—  "Peygamberler arasında (birini öbüründen) eksiltme hayırlı-lığı nisbet etmeyiniz. Çünkü kıyamet gününde insanlar (o günün şid­detinden) bayılacaklar. (Onların beraberinde ben de bayılacağım.) Fakat yerin kendisinden ilk yarılacağı (yânî kabri ilk açılan) kimse ben olacağım. O anda ben Musa ile karşılaşacağım, Mûsâ Arş'ın di­reklerinden bir direğe tutunmuş bulunacak. Bilmiyorum; Mûsâ da bayılanlar içinde bulundu (da benden evvel) mi (ayıldı) yoksa (Sînâ Dağı'ndaki) ilk bayılma ile mi hesâb olundu?" [5].

 

4-.......Enes ibn Mâlik(R)'ten (şöyle demiştir): Bir Yahûdî, (En­sâr'dan) bir cariyenin başım iki taş arasında ezmişti. Kadıncağıza: Sana bu cinayeti kim işledi; fulan mı, fulan mı? diye soruldu. Nihayet Yahûdî'nin ismi söylenince câriye başı ile işaret etti. Bunun üzerine Yahûdî yakalandı ve (cürmünü) i'tirâf etmesi üzerine Peygamber (S) onunla ilgili enirini verdi. Yahûdî'nin başı da iki taş arasında ezildi [6].

 

2- Eğer İmâm (Yâhud Hâkim} Onun Üzerine Hacr Koymuş Değilse Sefîhin Ve Aklı Zaıf Olanın İşini Geri Çeviren Kimse Babı

 

Ve Câbir'den zikrolunur ki, Peygamber (S), ihtiyaçlı kimsenin yaptığı sadakayı, bundan nehiyden önce

kendisine geri vermiştir. Sonra da böyle kendisi muhtaçken sadaka vermekten nehyetmiştir [7].

Ve İmâm Mâlik {Muvatta'da): Bir adamın diğer biri üzerinde bir malı olduğu ve kendisinin bir de kölesi bulunup da bundan başka hiçbir şeyi yokken bu köleyi âzâd ettiğinde, onun bu âzâd etmesi caiz olmaz, demiştir [8].

Zaîf akıllı ve benzeri sefih kişi adına satış yapıp da   , satış bedelini o zaîf şahsa veren ve ona iyileştirmekle ve kendi işini görmekle emreden kimse, o zaîf kişi bundan sonra malında fesâd yaparsa, onu malında tasarruftan men* eder [9]. Çünkü Peygamber, malı zayi etmekten nehyetmiştir [10].

Ve Peygamber (S) alışveriş işinde aldanan kimseye: "Alışveriş yapacağın zaman 'Aldatmak yok' de"  buyurdu. Ve yine Peygamber, kölesini satan kimsenin malını tutmamıştır [11].  

 

5-.......Abdullah ibn Umer (R) şöyle demiştir: Bir kimse alışve­riş işinde dâima aldatılır idi. Peygamber (S) ona: "Sen birşey almak istediğinde (İslâm'da) aldatmak yoktur, de" buyurdu. Artık o kimse bunu söyler oldu  [12].

 

6-.......Câbir ibn AbdiJlah(R)'tan: Bir adam kendine âid olan bir kölesini (müdebber olarak) âzâd etti. Onun bu köleden başka hiç malı yoktu. Peygamber (S) onun bu tedbirli azadım reddetti de o kö­leyi Peygamber'den Nuaym ibnu'n-Nahhâm satın aldı [13].

 

3- Hasımların Bâzısının Diğeri Hakkındaki Kelâmı Babı

 

7-.......Abdullah ibn Mes'ûd (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S):, "Her kim müslümân bir kimsenin malını koparıp almak için yemi­ninde yalancı olarak and içerse, kıyamet gününde Allah kendisine öfkeli olduğu hâlde Allah'a kavuşur" buyurdu.

Râvî dedi ki: Eş'as ibn Kays el-Kindî şöyle dedi: Vallahi bu iş benim hakkımda olmuştu: Benimle Yahûdî bir adam arasında bir arazî vardı. O bu arazîyi inkâr etti. Ben de onu Peygamber'e getirdim. Ra­sûlullah bana: "Senin bir beyyinen var mı?" dedi. Ben: Hayır» yok, dedim. Râvî dedi ki: Bu sefer Rasûlullah Yahudi'ye hitaben: "Ye­min et" buyurdu. Râvî dedi ki: Ben: Yâ Rasûlallah, o takdîrde bu adam yemîn eder ve benim malımı alıp götürür, dedim. Bunun üze­rine Yüce Allah şu âyeti indirdi:

'Hakikat, A İlah 'a olan ahidlerine ve yeminlerine bedel az bir ba­hâyı satın alanlar; işte onlar: Onlar için âhirette hiçbir nasîb yoktur. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara bakmaz, onları temi­ze çıkarmaz. Onlar için pek acıklı bir azâb vardır" (Âiu imrân: 77) [14]

 

8-....... Ka'b ibn Mâlik (R), Abdullah ibn Ebî Hadred el-Eslemî(R)'deki bir alacağını mescidde istemiş. Her ikisinin sesleri, evin­de bulunan Rasûlullah işitecek derecede yükselmiş. Rasûlullah onla­ra doğru çıkıp, hücrenin perdesini açmış da:

—  "Yâ Ka'b!" diye nida etmiş. Ka'b:

—  Lebbeyk yâ Rasûlallah! deyince, Rasûlullah elleriyle işaret ederek:

—  "Alacağından şu kadarım, yânı yarısını bağışla!" buyurmuş. Ka'b hemen:

-Vallahi bağışladım yâ Rasûlallah! demiş.

(Bunun üzerine İbnu Ebî Hadred'e)

- "(Şimdi) kalk o diğer yarıyı öde!" diye emretmiştir [15].

 

9-.......Abdurrahmân ibn Abd el-Kaarî şöyle demiştir: Ben Umer ibnu'l-Hattâb(R)'dan işittim, şöyle diyordu: Ben Hişâm ibn Hakîm ibn Hizâm'ı el-Furkaan Sûresi'ni benim okumakta olduğumdan başka lehçe üzerine okurken işittim. Bana o sûreyi Rasûlullah okutmuş idi. Hemen önüne geçmeyi kurdum. Sonra ona namazdan ayrılıncaya kadar mühlet verdim. Sonra ridâsına sarılıp onu çektim ve kendisini Rasûlullah'a getirdim ve:

— Ben bundan el-Furkaan Sûresi'ni Sen'in bana okuttuğun leh­çeden başka bir lehçe üzerine okurken işittim, dedim.

Rasûlullah bana:

—  "Onu serbest bırak!" buyurdu; sonra ona hitaben:

—  "Oku!" buyurdu.

O da okudu. Rasûlullah:

—  "Bu sûre işte böyle indirildi" dedi; sonra bana: "Oku" bu­yurdu.

Ben de okudum. Rasûlullah yine:

—  "Sûre işte böyle indirildi. Şübhesiz ki, Kur'ân yedi harf üze­re indirilmiştir. Bu yedi ile indirilmiş olandan, kolay geleni okuyunuz" buyurdu [16].

 

4- Ma'siyetler Ve Husûmetler Ehli Olanların, Onların ) Bu Hallerini Tanıma Ve Tesbîtten Sonra (Onları Edeblendirme Yolu Olmak Üzere) Evlerden   Çıkarılmaları Babı

 

Umer ibnu'l-Hattâb da Ebû Bekr'in kız kardeşini ölü ardından feryâdla ağladığı zaman evinden çıkarmıştır [17]

 

10-.......Ebû Hureyre(R)'den: Peygamber (S) şöyle buyurmuş­tur: "Yemîn olsun içimden öyle geçti ki namaza (ezan okunmasını) emredeyim de namaza durulsun. Sonra ben o cemâati bırakayım da bu namazda hazır bulunmayan topluluğun evlerine gideyim ve evle­rini kendileri içlerinde iken yakıvereyim" [18].

 

5- Vasînin Ölmüş Kimse Adına (Nesebe Katma İsteği Ve F Diğer Haklar Hususundaki) Da'vâsi Babı

 

11-....... Âişe(R)'den (şöyle demiştir):Abd ibn Zem'a ile Sa'd ibn Ebî Vakkaas (fetih gününde) Zem'a'nın cariyesinin oğiu (Abdur-rahmân'ın nesebi) hakkında Peygamber'e da'vâ arzettiler. Sa'd ibn Ebî Vakkaas:

— Yâ Rasûlallah! Kardeşim Utbe ibn Ebî Vakkaas bana Mek­ke'ye geldiğim zaman Zem'a'nın cariyesinin oğluna bakmamı ve onu almamı vasıyyet etti. Çünkü o çocuk benim oğlumdur dedi, dedi.

Abd ibnu Zem'a da:

— O çocuk benim kardeşimdir ve babamın cariyesinin oğludur; babamın döşeği üzerinde doğurulmuştur, dedi.

Sonra Peygamber (S), (hakkında çekişilen bu Abdurrahmân'da Ütbe'ye) açık bir benzeme gördü de:

—  "Yâ Abde'bne Zem'a, bu çocuk senin kardeşindir. Çocuk dö­şek sahibinindir (Zina edene mahrumiyet düşer). Ey Şevde, sen de bundan sonra bu Abdurrahmân'dan perdelen" buyurdu [19].

 

6- Bozgunculuğundan Endîşe Edilen Kimselerden İşi Sağlamlaştırma Tedbîri Almak Babı

 

İbnu Abbâs da kölesi îkrime'yi Kur'ân Öğretmek, sünnetleri ve farizaları öğretmek üzerine bağlamıştır [20].

 

12-.......Ebû Hureyre (R) şöyle diyordu: Peygamber (S) Necd tarafına bir süvârî müfrezesi göndermişti. Bu müfreze Benû Hanîfe kabilesinden Sumâme ibn Usâl denilen bir kişiyi esîr alıp getirdi. Bu zât Yemen'in el-Yemâme beldesi ahâlîsinin seyyididir. Onu mescidin di­reklerinden bir direğe bağladılar. Rasûlullah mescide çıktığında Su­mâme'ye:

—  "Yâ Sumâme, yanında ne var (gönlünden ne geçiriyorsun)?" buyurdu.

Sumâme:

— Yâ Muhammed, gönlümde hayr (ümîdi) var. [Eğer sen beni öldürürsen, kanlı bir cânîyi öldürmüş olursun. Ve eğer bana (af ni'-meti) in'âm edersen, ni'mete karşı şükreden bir kişiye in'âm etmiş olursun. Eğer fidye için mal istersen işte malım; veririm, dedi. Bu konuşmadan sonra Sumâme bağlı olarak kaldı...] Râvî hadîsin ta­mâmını zikretti. Sonunda Rasûlullah:

—   "Artık Sumâme'yi salıveriniz!" buyurdu [21].

 

7- Suçlunun Harem İçinde Bağlanması Ve Habsedilmesi Babı

 

Ve Nâfi' ibn Abdi'l-Hâris Mekke'de Safvân ibn Umeyye'den, Umer razı olursa satın alış onun satın alışı (yânî Beytul-MâTin satın alışı) olmak, eğer Umer razı olmazsa SafvârTa dört yüz (dînâr veya dirhem) verilmek üzere hapishane yapmak için bir ev satın aldı  [22].

Abdullah ibn Zubeyr de Mekke'de (emirliği günlerinde suçluları) habsetmiştir [23].

 

13-.......Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Necd tarafına bir süvârî birliği gönderdi. Bu birlik Benû Hanîfe kabilesin­den Sumâme ibn Usâl denilen bir adamı esîr alıp getirdiler ve onu (Medine) Mescidi'nin direklerinden birisine bağladılar  [24].

 

8- Borç Verenin Alacaklısından Ayrılmayıp Onunla Sabit Ve Dâim Olması Babı [25]

 

14-.......Ka'b ibn Mâlik el-Ensârî(R)'nin, Abdullah ibnu Ebî Hadred el-Eslemî (R) üzerinde bir alacağı vardı. Ka'b ibn Mâlik, İb­nu Ebî Hadred'e kavuştu ve ondan ayrılmayıp alacağını istedi. On­lar birbirleriyle söyleştiler. /Hattâ sesleri yükseldi. Peygamber (S) onların yanına geldi de:

— ''Yâ Ka'b!" dedi ve eliyle alacağından yarısını indir der gibi işaret etti.

Bunun üzerine Ka'b, İbn Hadred'deki alacağının yarısını aldı da, diğer yarısını ona terketti [26].

 

9- Alacağın Ödenmesini İstemek Babı

 

15-.......Habbâb ibn Erett (R) şöyle demiştir: Ben Câhiliyet devrind; demirci idim. Benim, Âs ibn Vâil üzerinde (ücret olarak) alacak dirhemlerim vardı. Ona geldim ve ondan alacağımın ödenmesini is­tedim. O bana:

— Sen Muhammed'e küfretmedikçe sana olan borcumu ödemem, dedi.

Ben de:

— Vallahi ben, Allah seni öldürüp de sonra seni tekrar diriltme-dikçe Muhammed'e küfretmem, dedim.

Bu defa o:

— Öyleyse sen beni, ben ölünceye, sonra (öbür dünyâda) dirilti­lip de bana mal ve çocuklar verilinceye kadar bırak da, ben sana olan borcumu orada ödeyeyim, deyip eğlendi.

Bunun akabinde şu âyet indi: "Âyetlerimizi (inkâr ile) kâfir olan ve 'Bana elbet mal verilecektir' diyen adamı gördün mü?,.." (Meryem: 78-80) [27]



[1] Bu kitâb başlığı Ebû Zerr el-Herevî, el-Asîlî ve Yûnînî nüshalarında "Mâ yuz-keru fî'1-işhâs ve'1-husûme beyne'l-müslimİ ve'1-yehûd" sûretindedir.

el-Husûmât, eî-Husûmefm cem'idir. el-Husûme nizâma'nâsına isimdir. Bir adam ile çekişmek ma'nâsma mufâale babından masdar da olur.

[2] el-îşhâs, bîr kimseyi yerinden ayırmak; bir kimseyi bir yerden diğer bir yere gö­türmek; da'vâlı, bir kimseyi hâkimin hükmü ile cebren mahkemede hazır et­mek ma'nâlanna masdardır

[3] Bu hadîsin bâb başlığına uygunluk noktası, İbnu Mes'ûd'ün kendi okuyuşuna aykırı Kur'ân okuyan sahâbîyi elinden tutarak Rasûlullah'ın yanına götürmesi keyfiyetidir. Bu da'vâlıyı götürme hususunu Ümer'in hadîsinde de açıkça görü­yoruz. Şu kadar ki, bu götürmenin hâkimin hükmü ile olması, bundan sonra gelecek olan Ebû Hureyre hadîsinden alınmaktadır

[4] Hadîsin başlığa delîlliği "İki kimse birbirleriyle sövüştüler.." sözündedir. Çün­kü iki kişinin birbiriyle sövüşmesi ancak husûmet ve çekişmede olur,

Buhârî bu hadîsi Tevhîd, Rikaak Kitâblan'nda; Müslim de Fazâil'de getir­miştir.

Peygamber (S): "Ben Âdem çocuklarının seyyidiyim, fakat bununla övünmem " (Müslim; Fadâil) buyurmuş iken,buradaki hadîste "Bana Mûsâ üze­rinde hayırlılık vermeyiniz" buyurması şöyle îzâh edilmiştir:

a. Bunu Âdem çocuklarının seyyidi olduğu bildirilmeden önce söylemiş ola­bilir.

b. Bu nehiy, bâzı peygamberlerin şâmnı eksiltmeye götürecek surette taf-dîlden nehiydir.

c.  Husûmete sebeb olacak tafdîlden nehiydir.

d.  Peygamber bu nehyi tevazu' olarak söylemiş olabilir.

e.  Peygamberliğin aslında tafdîlden nehiy olabilir.

Hadîsin son fıkrası ile "Sûra üfürüîmüş, artık Allah'ın diledikleri müs­tesna olmak üzere göklerde kim varsa, yerde kim varsa düşüp ölmüştür. Sonra ona bir daha üfürülmüştür. O anda görürsün ki (ölüler dirilip) ayakta bakınıp duruyorlar" (ez-Zumer: 68) âyetine işaret edilmiştir.

[5] Hadîsin son fıkrası: "Derken Rabb'ı o dağa tecellî edince onu paramparça edi­verdi. Mûsâ da baygın yere düştü..." (el-A'râf: 143) âyetindeki bayılmayı İşaret etmektedir. Bundan önce geçen hadîsteki "Yâhud Allah'ın istisna ettiği kimse­lerden mi oldu" sözü ile buradaki "Yoksa ilk bayılma ile hesaba çekildi" sözü arasında hiçbir zıdlık yoktur. Çünkü ma'nâ: Ben bu üç şeyin hangisi olduğunu; ayılmadan mı, istisna edilmekten mi, yâhud hesaba çekilmekten mi olduğunu bilmiyorum, demektir.

Hadîsin başlığa uygunluğu Peygamber'in "Onu çağırınız" emrindedir. Çün­kü bu emirden murad, o şahsın Peygamber'in huzuruna getirilmesidir.

[6] Buhârî bu hadîsi Vasıyyetler, Diyetler Kitâblan'nda; Müslim de Haddler Kitâ-bı'nda getirmiştir. Buhârî'nin bir rivayetinde "Bir Yahûdî bir cariyeyi üzerin­deki zînet eşyalarına tama' ederek öldürmüştü" ziyâdesi vardır.

Ebû Davud'un rivayetinde bu cariyenin Ensâr'dan olduğu kaydı vardır.

Mâlikîler, Şâfiîler, Hanbelîler ve cumhur: Bir şeyle öldürenin, öldürdüğü gibi öldürüleceğine; kısasın keskinleştirilmiş âlete hâss kılınmayacağma bu ha­dîsle hüccet getirdiler. Ebû Hanîfe: Kısas ancak keskinleştirilmiş âletle olur, de­miştir (Kastallânî).

Hadîsin başlığa uygunluğu, Yahûdî ile câriye arasındaki husûmeti şâmil bu­lunması cihetin dendir.

[7] Buhârî'nin bundan maksadı Abdu'bnu Humeyd'in kendi Müsned"mdz senediyle Câbir'den rivayet ettiği hadîstir.Buhârî ancak kendi şartı Üzere olan rivayetler­de kesinlik sîgası kullanıyor; öyle olmayanlarda ise, buradaki gibi meçhul sîgasi kullanryor.

[8] Bu, imâm Mâlik'in, geçen müdebber kıssasından istinbât ettiği görüştür.

[9] Bu, Peygamber'in müdebberin satışında yaptığı işin hâsılıdır.

[10] Peygamber'in malı zayi' etmekten nehyi yakında geçti.

[11] Çünkü nazarında onun sefîhliği hakîkaten meydana çıkmamıştır. Eğer sefîhliği meydana çıksa idi, elbette o malı almasından onu men' ederdi

[12] Bu hadîs Alışveriş Kitâbı'nda, "Aldatmanın çirkinliği bâbı"nda da geçmişti. Dârakutnî'nin rivayetinde Peygamber (S) bu zâta alıp sattığı şeylerde üç gün (muhayyerlik hakkı tanımıştır.

[13] Bu hadîs Alışveriş Kitâbı'nda "Artırma satışı bâbi"nda da geçmişti.

[14] Bu hadîs dahî Musâkaat Kitâbı'nda geçmişti.

Raülıpa uveunlusu "O takdîrde yemîn eder ve malımı... götürür..." sözünden alınır. Çünkü o, Yahudi'yi yalan yemine nisbet etmiştir, fakat bundan do­layı kendisine bir ceza vâcib olmamıştır. Zîrâ o Yahudi'den bilmekte olduğu şeyi haber vermiştir. Fışkı bilinen kimse hakkında bu sözün benzeri mubahtır... (Aynî).

[15] Hadîsin başlığa uygunluğu "Sesleri yükseldi" sözündedir. Bu hadîs Namaz Ki-tâbı'nda, "Mescidde borç ödenmesini isteme... bâbı"nda da geçmişti.

[16] Bunda birden çok okuyuşla okunmasındaki hikmete işaret vardır ki, o da oku­yucu üzerine kolaylaştırmaktır. el-Furkaan Sûresi'nden Umer ile Hişâm'in ihti­lâf ettikleri harflerin ta'yîni, bildiğim tarîklerin hiçbirinde gelmemiştir... Hadîsten buradaki maksad "Onu ridâsına sarılıp çektim" sözüdür. Çünkü bunda Umer'in

sözle inkârıyle beraber fiille de inkârı vardır (Kastallânî).

[17] Bunu İbnu Sa'd et-Tabakaatu'l-Kebîr'de ez-Zuhrî'den; o da Saîd ibn Müseyyeb senediyle rivayet etmiştir. Ebû Bekr vefat ettiği zaman evine ağlayıcı kadın­lar toplanmış. Bu Umer'e ulaşınca, Umer onları bundan nehyetti, Kadınlar vazgeçmeyince Umer, Hişâm ibnu'I-Velîd'e: Ebû Kuhâfe'nin kızı Ümmü Fer-ve'ye git, dedi. O da deynekle onların üzerine yürüdü. Ağlayıcı kadınlar bunu işittiklerinde dağıldılar.

Bunu Ishâk ibn Râhûye de kendi "Müsned'm&z diğer bir senedle mevsûlen rivayet etmiştir. Bu sened daha sağlamdır. Onun için Buhârî başlıkta bunu kat'î bir ifâdeyle belirtmiştir. Bunda: "Hişâm onları deynekle vurarak teker teker çı­karmaya başladı" İfâdesi vardır

[18] Hadîsin başlığa uygunluk yeri "Evlerini üzerlerine yakıvereyim" sözündedir. çünkü evleri üzerlerine yaktığı zaman oradan çabucak çıkmaya davranacaklardır.

Bu hadîs Namaz Kitabı, "Cemâat namazının vucûbu bâbı"nda daha geniş bîr metin ile geçmişti.

[19] Bu neseb ta'yîni da'vâsmda hakk kazanan Abd ibnu Zem'a, Peygamber'in zev­celerinden Şevde bintu Zem'a'nın öz kardeşidir. Peygamber zahir ile hüküm ver­dikten sonra, vesîleyi kesme olarak, Sevde'ye ondan perdelenmesini emretmiştir. Peygamber burada iki türlü hüküm vermiş gibidir: Biri zahir hüküm ki, o ço­cuk döşeğe âiddir hükmüdür. Biri de bâtın hükümdür ki, o da benzeme sebebiy­le verilen ihtiyatî perdelenme hükmüdür...

Hadîsin buradaki başlığa uygunluğu "Zem'a'nın cariyesinin oğluna bak­mamı ve onu almamı vasıyyet etti..." sözünden alınır.

Bu hadîs, daha geniş bir metin ile Alışverişler Kitâbı'mn başlarında *'Seçi-lemezliklerin tefsiri bâbı"nda geçmişti. Farizalar Kitâbı'nda da gelecektir.

[20] İbn Abbâs'ın bu fiilini İbn Sa'd et-TabakaatJta; Ebû Nuaym da el-Hilye'de se-nedli olarak rivayet etmişlerdir.

jkrime, İbn Abbâs'm kölesidir. Aslı Mağrib ahâlîsinden Berber kavmin-dendir. Husayn ibn Ebî Hurr el-Anberî'ye âid idi. ibn Abbâs, Alî ibn Ebî Tâ-lib'in vâlîsi olarak Basra'ya geldiği zaman sahibi onu İbn Abbâs'a hibe etmişti. Sahâbîler cemâatinden ve İbn Abbâs'tan çok rivayetleri vardır... Medine'de, seksen yaşında olarak hicrî 105 yılında vefat etmiştir (Aynî).

[21] Hadîsin başlığa uygunluğu "Onu mescidin direklerinden bir direğe bağladılar" sözündedİr. Bu bağlama işi sağlama almak İçindir. Bu hadîs Namaz Kitâbı'nda "İslâm'a girdiğinde yıkanma bâbı"nda ve "Esîri mescidde bağlama bâbı"n-da geçmişti. İnşâallah hadîsin tamâmı daha geniş bir metinle Mağâzî Kitâbı'nda

gelecektir. Orada görüleceği üzere Sumâme serbest bırakılınca Mescid'in yakı­nında bir suda yıkanmış, sonra Mescid'e Peygamber'in huzuruna girip Şehâdet Kelimeleri'ni söyleyerek müslümân olmuş ve Peygamber'in huzurunda güzel söz­ler söylemiş, sonra Yemâme'ye dönerek orada da İslâm lehinde hizmetler gör­müştür.

[22] Bu ta'lîki Abdurrazzâk, İbnu Ebî Şeybe ve el-Beyhakî, Amr ibn Dînâr tarîkin­den senedli olarak rivayet etmişlerdir.

[23] Îbnu'z-Zubeyr'in bu fiilini de İbn Sa'd et-Tabakaat'ta; Halîfe ibn Hayyât Tâ­rih 'inde; Ebû'l-Ferec el-Isbahânî e!-Egânî'dc senedli olarak rivayet etmişlerdir.

[24] Hadîs bundan önceki bâbda daha uzun olarak geçti. Orada Kuteybe'den; o da Leys'ten senediyle; burada ise Abdullah ibn Yûsuf'tan; o da Leys'ten diye deği­şik senedle getirdi. Başlığa uygunluğu "Onu Mescid'in direklerinden birine bağladılar" sözündedir. Mescid Medine'dedir, o da haremdir. Buhârî Mekke ve Medine haremlerinde bu rahmet yerlerinde azâb evi olan hapishane edinil­mez diyenlere, sahâbî olan Îbnu'z-Zubeyr'in ve bizzat Peygamber'in fiilleriyle cevâb vermiş oluyor.

[25] Yânî alacaklının borçluya yapışıp alacağını istemesinin meşruluğunun beyânı. el-Asîlî ve Kerîme nushalarımnda babın önünde "Besmele" vardır. Diğelerinin nüshalarında bu yoktur.

[26] Başlığa delîlliği "Ka'b ibn Mâlik, Abdullah ibn EbîHadred'e yapıştı" sözünde-dir. Çünkü Peygamber onların hâline vâkıf olduğu zaman bunu reddetmedi de Ka'b'a yarısını indirmekle emretti.

Hadîs daha Önce birçok kerreler geçti.

[27] Başlığa uygunluğu "Ona geldim de alacağımı ödemesini istedim" sözündedır. Hadîs Buyu' Kitâbı'nda da geçmişti.