50-KITABU'L-MUKATEB. 2

1- Hürriyetini Satın Alma Yazışması Yapılmış Olan Kölesine Zina İftirası Yapan Kimsenin Günâhı Bârı 2

2- Hürriyetini Satın Alma Yazışması Yapılmış Köle-Ve Onun Her Sene İçinde Ödenecek Mikdâr Ve Vazife Olarak Ödeme Vakitleri Veya Taksitleri Babı 2

3- Mukâtebin Şartlarından Caiz Olanlar Ve Allah'ın Kitâbfnda Olmayan Bir Şartı Şart Kılan Kimse Babı 3

4- Hürriyetini Satın Alma Yazışmasına Bağlanmış Kölenin Yardım Araması Ve Bu Yardımı İnsanlardan İstemesi Babı 3

5- Mukâteb, Kendisi Razı Olduğu Zaman Satılıp Alınması Babı 4

6- Bâb: Mukâteb, Bir Kimseye "Beni Sahibimden Satın Al Ve Hürriyete Kavuştur" Dediği Ve O Kimse De Mukateb Köleyi Âzâd Etmek İçin Satın Aldığında (Bu Caiz Olur) 4


Rahman ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle

 

50-KITABU'L-MUKATEB

(Hürriyetini Satın Alma Yazışması Yapılmış Olan Köle Kitabı) [1]

 

1- Hürriyetini Satın Alma Yazışması Yapılmış Olan Kölesine Zina İftirası Yapan Kimsenin Günâhı Bârı [2]

 

2- Hürriyetini Satın Alma Yazışması Yapılmış Köle-Ve Onun Her Sene İçinde Ödenecek Mikdâr Ve Vazife Olarak Ödeme Vakitleri Veya Taksitleri Babı [3]

 

Ve Allah'ın şu kavli:

"Ellerinizin mâlik olduğu (köle ve cariyelerden) mukâtebe isteyenleri, eğer onlarda bir hayır biliyorsanız, kitabete kesin, onlara Allah 'ı/ı size verdiği maldan Verin.*" (en-NÛr: 33) [4]

Ve Ravh, İbn Cureyc'den söyledi [5]; o şöyle demiştir: Ben Atâ ibn Ebî Rebâh'a: (Kölem benden kitabet istediğinde) onun malı olduğunu bilirsem, onunla ^hürriyet satın alma yazışması yapmaklığım bana vâcib ;        midir? dedim. Atâ: Ben bunu vâcibden başka görmüyorum, dedi.

Ve Amr ibn Dînâr da: Ben Atâ'ya: Sen bu görüşü bir kimseden mi rivayet ediyorsun? dedim. Atâ: Hayır,dedi. İbn Cureyc dedi ki: Sonra bana Atâ haber verdi ki, ona da Mûsâ ibn Enes şöyle haber vermiştir: Şîrîn, Enes ibn Mâlik'ten hürriyet satın alma yazışması yapmasını istedi. Hâlbuki Sîrîn'in malı çoktu. Enes, yazışma yapmayı kabul etmedi. Bunun üzerine Şîrîn, Umer ibn Hattâb'a gitti de, Enes'in kabul etmeyişini ona söyledi. Umer, Enes'e: Sîrîn'le hürriyetini satın alma yazışması yap, emrini verdi. Enes yine çekindi.

Bunun üzerine Umer, Enes'e kırbaçla vurdu ve: "Eğer onlarda bir hayır biliyorsanız kitabete kesin.." <en-Nür: 33) âyetini okudu. Akabinde Enes, Şîrîn ile hürriyet satın alma mukaavelesini yazdı.

 

1- Ve el-Leys şöyle dedi: Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan tahdîs et­ti. O şöyle demiştir: Urve şöyle dedi: Âişe şöyle dedi: Berîre, kitâbel bedeli hakkında yardım istemek için Âişe'ye geldi. Berîre'nin üzerin­de beş sene içinde taksitlere ayrılmış beş ûkıyye borç vardı. Âişe bı; hususta arzu duyarak, Berîre'ye:

— Re'yirri bana haber ver! Ben senin sâhiblerine bu beş ûkıyye-yi bir defada saysam, sâhiblerin seni satarlar mı? Ve velâlık hakkın bana âid olmak üzere seni âzâd edeyim, dedi.

Berîre sâhiblerine gitti ve bu teklifi onlara arzetti. Onlar:

— Hayır (seni satmayız), ancak velâ bize âid olursa (satmayı kabul ederiz), dediler.

Âişe dedi ki: Ben Rasûlullah'm huzuruna girdim ve onların de­diğini kendisine söyledim. Rasûlullah (S) Âişe'ye:

—  "Sen Berîre'yi satın al ve onu hürriyete kavuştur. Şübhesiz velâ hakkı ancak hürriyete kavuşturanındır" buyurdu.

Sonra Rasûlullah hutbe yapmak üzere ayağa kalktı, (Allah'a hamd ve övgü yaptıktan sonra) şöyle buyurdu:

—  "Bir takım adamlara ne oluyor ki, Allah'ın Kitabı 'nda olma­yan bir takım şartlar ileri sürüyorlar! Her kim Allah'ın Kitabı'nda bulunmayan bir şartla şart kılarsa, o şart bâtıldır; hükümsüzdür. Al­lah'ın şartı (ve kaanûnu) daha haklı ve daha kuvvetlidir" [6].

 

3- Mukâtebin Şartlarından Caiz Olanlar Ve Allah'ın Kitâbfnda Olmayan Bir Şartı Şart Kılan Kimse Babı

 

Ve bu bâbda ibn Umer'in Peygamber'den hadîsi vardır [7].

 

2-.......Bize el-Leys, İbn Şihâb'dan; o da Urve'den tahdîs etti. Urve'ye de Âişe şöyle haber vermiştir: Berîre kitabet bedeli hakkın­da yardım istemek için Âişe'ye gelmişti. Berîre kitabet bedelinden (o güne kadar) birşey ödememişti. Âişe, Berîre'ye:

— Sen efendilerine dön, eğer velân bana âid olmak üzere senin adına kitabet bedelini (bir defada) ödememi arzu ederlerse, öyle ya­payım, dedi.

Berîre bu teklîfi efendilerine bildirdi. Fakat onlar kabul etmedi­ler ve:

— Âişe kitabet bedelini senin adına hasbî olarak (yânî sevabını gözeterek) vermek isterse, velân bize âid olmak üzere versin! dediler.

Berîre bunu Rasûlullah'a arzetti. .Bunun üzerine Rasûlullah, Âişe'ye*

—  "Sen Berîre'yi satın al, sonra hürriyete kavuştur. Velâ da mu­hakkak surette hürriyete kavuşturan kimseye âiddir" buyurdu.

Râvî dedi ki: Sonra Rasûlullah (S) ayağa kalkıp şu hitabeyi yaptı:

—  "Bir takım insanlara ne oluyor ki, onlar Allah'ın Kitabı'nda olmayan bir takım şartları şart kılıyorlar! Kim Allah'ın Kitâbı'nda (hükmünde) bulunmayan bir şartı şart kılarsa, eğer o kimse bunu yüz kerre şart kılsa da onun hükmü yoktur. Allah 'm şartı daha hakk ve daha sağlamdır" [8].

 

3-.......Abdullah ibn Umer (R) şöyle demiştir: Mü'minlerin an­nesi Âişe (R) köle bir kızı sâhiblerinden satın alıp, onu hürriyete ka­vuşturmak istedi. O köle kızın sâhibleri:

— Biz bu kızı, onun velâ hakkı bize âid olmak üzere (sana sata­rız), dediler.

Rasûlullah (S):   

—  "Onların ileri sürdükleri bu şart, senin velâ hakkına mâni' olamaz. Çünkü velâ hakkı ancak hürriyete kavuşturan kimseye âiddir" buyurdu [9].

 

4- Hürriyetini Satın Alma Yazışmasına Bağlanmış Kölenin Yardım Araması Ve Bu Yardımı İnsanlardan İstemesi Babı

 

4-....... Âişe (R) şöyle dedi: Berîre geldi ve:

— Ben sâhiblerimle her bir yılda bir ûkıyye vermek şartıyle do­kuz ûkıyye üzerine hürriyetimi satın alma yazışması (mukaavelesi) yap­tım; bu sebeble bana yardım et, dedi.

Âişe, Berîre'ye hitaben:

— Eğer sâhiblerin, velâ hakkı benim olmak üzere, benim bu bedeli kendilerine bir defada peşin olarak vermemi ve seni hürriyete ka­vuşturmamı isterlerse, öyle yaparım, dedi.

Berîre sahihlerine gitti (teklifi bildirdi). Onlar bunu Berîre'ye karşı kabul etmediler. Berîre, Âişe'ye gelip şöyle dedi:

— Ben bu teklîfi onlara arzettim. Onlar velâ hakkı kendilerine âid olmadıkça kabul etmemekte direttiler, dedi.

(Âişe dedi ki:) Rasûlullah bunu işitti de benden sordu. Ben de kendisine haber verdim. Bunun üzerine Rasûlullah (S) bana:

—  "Velâyı onlara şart ederek Berîre'yi (satın) al ve hürriyete ka­vuştur. Çünkü velâ, ancak hürriyete kavuşturana âiddir" buyurdu.

Âişe dedi ki: Akabinde Rasûlullah insanlar içinde ayağa kalktı. Allah'a hamd edip sena eyledi. Sonra "Amma ba'du"deyip şunları söyledi:

—  "Sizden bir takım adamlara ne oluyor ki, onlar Allah'ın Ki-tâbı'nda olmayan bir takım şartları şart kılıyorlar! Allah'ın Kitabı­nda bulunmayan (ona muhalif olan) herhangi bir şart, yüz defa şart kılınmış olsa da, o bâtıldır; hükümsüzdür, Allah'ın hükmü uyulma­ya (ona aykırı olan şartlardan) daha haklıdır ve Allah'ın şartı en sağlamdır. Sizden bir takım adamlara ne oluyor ki, onlardan herhangi biri: YâFulân! Velâ benim olmak üzere âzâd eyle, diyor? Hiç şübhe-sjz velâ hakkı, hürriyete kavuşturanındır"' [10].

 

5- Mukâteb, Kendisi Razı Olduğu Zaman Satılıp Alınması Babı

 

Ve Aişe: Mukâteb, üzerinde (kitabet bedelinden) ödemediği bir borç kaldığı müddetçe bir köledir, demiştir [11]. Zeyd ibn Sabit de: Üzerinde bir dirhem borç kaldığı müddetçe (köledir), demiştir [12]. İbn Umer de: Mukâteb, üzerinde kitabet malından birşey kaldığı sürece yaşasa da, ölse de, cinayet işlese de bir köledir, demiştir [13].

 

5-.......Bize Mâlik, Yahya ibn Saîd'den; o da Abdurrahmân kızı Amre'den tahdîs etti ki, Berîre yardım istemek için mü'minlerin an­nesi Âişe (R)'ye geldi. Âişe ona:

— Eğer sahihlerin isterse, senin mukâtebe bedelini bir döküşle onlara dökeyim ve seni âzâd edeyim; bunu yapayım, dedi.

Berîre bu teklîfi sâhiblerine zikretti. Onlar:

— Hayır, razı olmayız; ancak velâ hakkm bize âid olması şar-tıyle kabul ederiz, dediler.

İmâm Mâlik geçen senedle dedi ki: Yahya şöyle dedi: Amre mu­hakkak olarak şöyle dedi: Âişe bunu Rasûlullah'a zikretti. Bunun üze­rine Rasûlullah (S), Âişe'ye:

—  "Sen Berîre'yi satın al ve onu hürriyete kavuştur. Şübhesiz velâ hakkı ancak hürriyete kavuşturan kimseye âiddir" buyurdu [14].

 

6- Bâb: Mukâteb, Bir Kimseye "Beni Sahibimden Satın Al Ve Hürriyete Kavuştur" Dediği Ve O Kimse De Mukateb Köleyi Âzâd Etmek İçin Satın Aldığında (Bu Caiz Olur)

 

6-.......Bize Abdulvâhid ibnü Eymen tahdîs edip şöyle dedi: Bana babam Eymen tahdîs edip şöyle dedi: Ben Âişe'nin yanına girdim de ona hitaben: Ben Utbete'bni Ebî Leheb'e âid idim. O öldü ve beni onun oğullan mîrâs aldılar. Onlar da beni İbn Ebî Amr'e sattılar. Abdullah ibn Ebî Amr da beni hürriyete kavuşturdu. Utbe'nin oğul­ları velâyı kendilerine şart kıldılar, dedim.

Bunun üzerine Âişe şöyle dedi: Berîre hürriyetini satın alma mu-kaavelesine bağlanmış bir mukâtebe olduğu hâlde benim yanıma gir­di de:

— Beni (sahihlerimden) satın al ve beni hürriyetime kavuştur, dedi.

Âişe dedi ki: Ben de Berîre'ye:

—  Evet, dedim.

Berîre, sahihlerini kasdederek:

— Onlar senin üzerine benim velâ hakkımın kendilerine âid ol­masını şart kılmadıkça beni satmıyorlar, dedi.

Âişe dedi ki: Ben:

— Benim buna (yânî velânın onlara âid olması şartına) hiç ihti­yâcım yok, dedim.

Akabinde Peygamber (S) bunu işitti yâhud bu söz O'na ulaştı da, Peygamber bunu Âişe'ye zikretti. Âişe de Peygamber'e Berîre'ye söylediği sözü söyledi. Bunun üzerine Peygamber (S) Âişe'ye'

—  "Sen Berîre'yi satın al ve onu âzâd eyle; sahihlerini de kendi hâllerine bırak. Onlar diledikleri şartı şart koşsunlar" buyurdu.

Bunun üzerine Âişe, sâhibleri velâyı şart kıldıkları hâlde Berî­re'yi satın aldı ve onu hürriyete kavuşturdu. Peygamber (S):

— "Onlar yüz şart ile şart kılsalar da velâ hakkı hürriyete ka­vuşturan kimseye âiddir" buyurdu



[1] Kitâb başlığı Ebû Zerr nüshasından başkalarında böyledir. Ebû Zerr nushala rında değişik şekilde gelmiştir

[2] Buharı bu bâb başlığı altında bir hadîs zikretmedi. Belki o, burada bunun ma'-nâsında gelen bir şeyi tesbît etmek için burayı beyaz bırakmıştı; böyle birşey bulmak kendisine mukadder olmadı.

Evet, KitâbıTl-Hudüd'da "Köleye zina iftirası yapmak" başlığını koydu da orada "Kim kölesi onun dediğinden berî olduğu hâlde, kölesine zina iftirası ya­parsa, o kimse kıyamet gününde kamçılanır" hadîsini sekvetmiştir. Buhârî bel­ki de bu hadîse işaret etmek istemiştir (İbn Hacer, Kastallânî).

[3] el-Mukâtebe: Yazı yazışmak ve mektûblaşmak ma'nâsmadır. Ve kul cinsi ken->    dişini kitabete kestirmek ma'nâsmadır, yânî kendi nefsi üzere efendisine bahâ-Ijj   sim yazdırmak, tâ ki ne zaman edâ ederse âzâd ola... Şârİh der ki, kula ismi fail ve ismi mef'ûl unvanı dahî sahîh olur, lâkin ilk defa kitabe efendiden zuhur eylediğinden, ismi fail unvanı onda daha uygundur... (Kaamûs Ter.)'i  Mukâtebe, efendisi tarafından kölesine "Derhâl yâhud şu kadar müddet zarfında bir defada veya taksitlendirilmiş olarak bana şu kadar bir mal Ödersen seni âzâd ederim" denilmesi ve bunu kölesinin de kabul etmesidir (Medârik). en-Necm; yıldıza denir, cem'i Encûm, Encam ve Nucûm gelir... ve hudûd-ifC    lu ve muayyen olan vakte ıtlak olunur. Zîrâ Arablar vakitleri necm ile hudûd-landırırlar... Ve muayyen vakitte edâ olunacak ulufe ve vazîfeye ıtlak olunur... en-Nucûm: Zuhur vezni ve ma'nâsında birinci bâbdan masdardır. Ve bir nesneyi ceste ceste edâ eylemek ma'nâsmadır ki, beyân ve ta'yîn olunmuş vakit ^    ma'nâsından yâhud muayyen vakitte edâ olunacak vazîfe ma'nâsından alınmış­tır... (Kaamûs Ter.).

[4] en-Nûr: 33. âyetinde hürriyetlerini satın almak isteyen köleler lehine efendilere emir verilmiş ve hattâ böyle kölelere devlet hazînesinden maddî yardım yapıl­ması da emredilmiştir. İşte Buhârî bu âyeti bu konuda kesin delîl olduğu için buraya koymuştur..

[5] Ravh'in bu naklini tsmâîl ibn İshâk e\-Kaadî A hkâmu'l-Kur'ân'da; Abdurraz-zâk ile Şafiî de kendi eserlerinde senediyle rivayet ettiler (Kastallânî).

[6] Hadîsin başlığa uygunluğu "Borç Berîre üzerine beş senede beş taksite bölündü" s özündedir.

Buhârî bu hadîsi Sahîn'inin birçok yerlerinde getirmiştir. Birincisi Kitâbu'-s-Salât'ta; "Mescidde minber üzerinde alışveriş zikredilmesi bâbı"ndadır.

"Allah'ın Kitâbı'nda bulunmayan"demek, Allah'ın Kitâbı'ndaki hüküm­lerde bulunmayan, kitabın hükmü gereğince olmayan demektir. Çünkü Allah'­ın Kitabı birçok yerde Rasûl'e İtaat etmeyi emretmiştir. Sünnet'in de Kitâb için bir beyân olduğu bellidir. İşte velâ, nass olarak Kur'ân'da zikredilmediği hâl­de, Rasûlullah velâ hakkını hürriyete kavuşturana tahsîs etmiştir (Nevevî).

[7] Buhârî bununla, bu babın sonunda.gelecek olan İbn Umer hadîsine işaret etmiş gibidir

[8] Hadîsin başlığa uygunluğu son cüml el erindedir. Bu cümlede başlıktaki şartın cevâbı ve mes'elenin hükmü apaçık belirtilmiştir.

Velâ: Kişinin mâlik bulunduğu bir köleyi hürriyete kavuşturması sebebiy­le, hürriyete kavuşturan ile hürriyete kavuşturulan arasında devam eden hükmî bir yakınlıktır ki, bu yakınlık sebebiyle hürriyet veren, hürriyete kavuşturulanı­nın mirasına hakk kazanır.

[9] Hadîsin başlığa uygunluğu "Velâsı bize âid olmak üzere (onu sana satarız)" kav­linden alınır. Çünkü bu Allah'ın Kitâbı'nda bulunmayan bir şarttır. Buhârî bu hadîsi Buyû'da ve Ferâiz'de de getirmiştir (Aynî), Velâ: Mülk, mâlikiyet ve yakınlık ma'nâlanna gelir. Burada hürriyete ka­vuşturma velâsı kasdediliyor ki, o da (daha evvel açıklandığı gibi) bir kimsenin kendi mülkiyetindeki bir şahsı hürriyete kavuşturması sebebiyle, o şahıstan hakk edeceği mîrastır.

[10] Hadîsin başlığa uygunluğu, Berîre'nin Âişe'ye "Bana yardım et" sözündedir. Yardım istemesi ve bu İsteğin yerine getirilmiş olması, bunun cevazına apaçık delâlet etmiştir.

[11] Âişe'nin bu sözünü îbn Ebî Şeybe ve İbn Sa'd senediyle rivayet etmişlerdir.

[12] Zeyd'in sözünü Şafiî ile Saîd ibn Mansûr rivayet ettiler.

[13] İbn Umer'in sözünü İbn Ebî Şeybe senedli olarak rivayet etmiştir (Kastallânî).

[14] Hadîsin başlığa uygunluğu, Peygamber'in Âişe'ye "Onu satın al" sözünden alı­nır. Çünkü Peygamber'in satın almakla emretmesi, mukâtebin satılıp alınması­nın cevazına delâlet eder.

Köleyi hürriyete kavuşturanın velâsı alınıp satılamaz ve hibe edilemez. Alim­ler nesebin tahvilinin caiz olmadığında ittifak etmişlerdir. Velânın hükmü de nesebin hükmü gibidir; nakledüemez.