RUHBÂN

 

Evlenmeyen papazlar; hristiyan din adamları, keşişler, Müslümanlık'tan başka dine mensup din adamları. Arapça "rahib" kelimesinin çoğulu; Batı'da soylular ve şehirliler sınıfıyla beraber protokolde onlardan önde gelen zümre. Bir mezhep veya bir memlekete mensup kilise adamlarının hepsine ruhbân denir. Katolik ruhbânı, Anglikan ruhbânı, Fransız ruhbânı vb.

Ruhbânlık kurumu, râhiplerin teşkilâtlı bir şekilde çalışmalarını sağlamak için oluşturulmuştur. Katolik Kilisesi'nde ruhbânlık, papa, râhip ve diyakoz üçlüsü üzerine kurulmuştur. Ruhbânlık kurumunun Hristiyanlığın ilk dönemlerine kadar uzanan bir geçmişi vardır. Protestan kilisesinde ruhbanlığın işleyişi devletler ve mezheplere göre bazı farklılıklar göstermektedir. Genel olarak ruhbanlık, dünya hayatıyla dini hayat arasında aracılık görevini yapan bir kurumdur. Ruhbânlık kurumunu oluşturan râhipler, bazen özel, bazen de gizli ibadet bilgisine sahip âyin uzmanlarıdır. Ruhbânlık kurumunun Hz. İsa'ya kadar uzandığı, O'nun on iki Havari'yi Filistin köylerine gönderdiği[1], Havarilerin de ilk hristiyan cemaatlerini kurdukları zaman her cemaatin başına bir yetkili ruhbân tayin ettikleri Hristiyan kaynaklarında zikredilmektedir.[2]

Bazı toplumlarda aile ve klan, kutsal bir vasıf taşır. Bu nedenle o tür toplumlarda râhiplerin faaliyetlerini aile reisi veya klanın şefi üstlenir. Bazı toplumlarda ise ibadet bir uzmanlık konusu olduğu için, râhiplik de uzmanlığı gerektiren bir görev kabul edilmiştir. Eski Roma'da râhiplik diğer bazı toplumlarda olduğu gibi uzmanlığı gerektiren bir iş kabul edilmiştir. Râhip, halkın din ve inançla ilgili görevlerini yapar ve aile reisinden farklı bir durumu vardır. Bu çeşit bir farklılaşma ve uzmanlaşma ancak iş bölümüne elverişli toplumlarda görülebilir. Kurumlaşma ve iş bölümünün olmadığı toplumlarda, özel kabiliyetleri olan bazı kişiler günlük sosyal faaliyetleri yanında râhiplik görevlerini de yerine getirirler. Bu toplumlarda ruhbânlık bütün inançları içine alan genel bir uygulamayı sergilemektedir. Eskiden ABD'nin güney batı bölgelerinde yaşayan bazı yerli kabileler, dini birlikler şeklinde teşkilâtlandıklarından, bu toplumlarda bereket ve güveni sağlamak için düzenlenen âyinlerin hemen hepsi özel râhiplerden ziyade bu gruplar tarafından idare edilirdi.

Genel olarak ruhbanlık faaliyetleri, ilâhî güçlerin veya tabiat üstü varlıkların gerektirdiği âyinlerin belli kaidelere uyularak yapılmasıyla ilgilidir; yoksa ruhbanlık, bir takım büyü tekniklerini uygulayarak onlardan anlam çıkarmak değildir.[3]

Hristiyanlığın hemen bütün mezheplerinde râhiplerin en önemli işlerinden biri, kurban âyini'ni idare etmektir. Hinduizm dininde de râhipler, Veda dönemindeki kurban âyinlerini, Brahman kastından geldiği şekliyle sürdürmektedirler.

Bazı kaynaklara göre ruhbanlık, Hristiyanlığa, Hindistan, Mısır ve İran dinlerinden geçmiştir. Hinduizm'in fakirleri, eski Mısır'ın münzevî hayat süren halkı, İran'ın manvileri hristiyanların hoşuna gitmiştir. Hristiyanlar da nefsi temizlemek, rûhânî bakımdan yükselmek ve Allah'a yaklaşmak için onlar gibi davranmak gerektiğine inanmışlardır. Hristiyanlık için nefsin arınması ve Allah'a yaklaşma yolunda bu eski dinlerin izlenmesini isteyenlerin başında Aziz Athanasius, Aziz Basil, Aziz Grogery, Aziz Ambross ve Aziz Augustin vb. büyük azizler gelmektedir. Bunlar birer büyük râhip ve ruhbânlığın en önde gelen savunucularıdır. Hristiyan kilisesinde ruhbanlığı başlatan ve yayılmasında öncülük edenler de bunlardır.

Tarihten edindiğimiz bilgilere göre ruhbanlık, hristiyanlar arasında ilk önce Mısır'da görülmüştür. Ruhbânlığın kurucusu Aziz Anthony'dur. Bu Aziz, Hristiyanlığın ilk râhibi ve ilk manastır kuran kişisi olarak bilinir. Hristiyanlık'ta ruhbânlığın temel felsefesi ve inanç tâlimleri onun tarafından geliştirilmiştir.

Aziz Anthony'un başlattığı ruhbân hareketi kısa zamanda çığ gibi büyümüş, râhip yetiştirmek için çeşitli ülkelerde manastırlar kurulmuştur. Bu gelişmelerden sonra kilisenin mevcut düzeniyle ruhbanlık arasında önemli bir anlaşmazlık ortaya çıkmıştır; Çünkü kilise, dünyayı terk ederek rûhânî bir hayat sürmeyi ideal kabul etmesine rağmen, râhiplerden başkalarının evlenme ve mal-mülk sahibi olmalarını yasaklayamamıştır. Böyle bir yetkiye de sahip değildir. Bu ve benzeri çıkmazlardan kurtulmak için çareler aranmış ve bazı hususlarda ulaşma sağlanmıştır. Özellikle Aziz Athanasius, Aziz Basil ve Aziz Augustin'in vaaz ve telkinleriyle ruhbanlık, Kilise'nin bağımsız ve ayrılmaz bir kurumu olarak şekillenmiştir.

Hristiyanlık'taki ruhbân anlayışını altı ana grupta toplamak mümkündür:1. Çeşitli ibadet, murakabe ve çilelerle insan vücuduna eziyet veren ruhbân sınıfı; 2. Pis ve pasaklı olan, temizliği, Allah'a tapma ve O'nu sevmeye aykırı bularak vücut temizliğini ruhun cenabeti sayan ruhbân sınıfı; 3. Bekârlık, cinsel ilişkiden kaçınma, meşru evlilikten uzaklaşma ve bir köşeye çekilmeyi en güzel ahlâki değer şeklinde yorumlayan ruhbân sınıfı; 4. Anne, baba, kardeş ve çocuklar arasındaki sevgi ve saygıya dayanan her türlü ilişkinin yasaklanmasıyla Allah rızasının kazanılacağına inanan ruhbân sınıfı; 5. Her türlü dünya zevkini, insânî ilişkileri, para hırsı ve zenginliği günah sayan, ancak bütün bunları kendileri için meşru gören ruhbân sınıfı; 6. Başkalarına iffet ve namuslu olmayı telkin ettikleri halde manastırlarda yapılan ibadet, zikir ve âyinlerde her türlü cinsel ilişkiyi mubah gören ruhbân sınıfı.[4]

Hristiyanlıkta özellikle ruhbân sınıfını oluşturan çeşitli makam ve görevler vardır, bunların ortaya çıkışı ve en önemlileri şunlardır.


 

[1] İncil, Matta, VI, 6-7.

[2] Xavier Jakob, Sorabilir miyiz?, İstanbul 1988, s. 19.

[3] O. Simmel, R. Stühlin, Christliche Religion, Hamburg 1957, s. 242.

[4] Mevdûdî, Tevhîd Mücadelesi, (çev. A. Asrar) İstanbul 1983, I, 525.