Üçüncü Dönem:

 

Bu devirde sâbiîlik kitaplara geçmeğe ve istikrar bulmağa başlamıştır. Ayrıca bu devirde sâbiîliğin felsefî ve analiz yönü ön plana çıkmıştır. İnanç sistemi tahlil edilmiştir, ruhbanlar ve kâhinler yine bu devirde öğretim işini ele almışlardır. Bu devirde felsefe dini etkilemekle kalmayıp kendisi de dinden çokça etkilenmiştir. Sâbiî inancının en çok etkilendiği felsefe, Yunan felsefesi olmuştur. Hz. İbrahim de bu dönemde gönderilmiştir. Bu devirde üzerinde durulan ana konu; şekillerin tesiriyle yıldızların kabiliyet ve güçlerinin dünyayı etkilemesiydi.      

Hz. İsa’nın gönderilmesinden biraz önce ve biraz sonra ortaya çıkan olaylar, başka inançlarda olduğu gibi, sâbiîlikte de etkiler yapmıştı. Bir din yenileyicisinin (müceddid’inin) ortaya çıkacağı fikri her yerde olduğu gibi sâbiîlikte de bir inanç konusuydu. Sâbiîler de bu dönemde Yuhanna Ma’medan’ı, beklenen müceddid olarak tâzim ettiler. Hatta bugün bile sâbiîler ona müceddid bir peygamber gibi inanmaktadırlar. (Yuhanna Ma’medan’ı, kaynaklar vaftizci Yahya adı ile bilinen Hz. Yahya olarak tarif etmektedirler.)

İşte bu kadar farklı bir görünüme bürünen sâbiîlik, çeşitli fikirleri ve etkilenmeleri de bünyesinde taşımıştı.  Çeşitli  devirlere göre  bu  derece  farklılıklar  arzeden  sâbiîlik,  insanların inançlarında ve uygulamalarında da farklı bir şekle girmiş ve böylece çeşitli fırkaların doğması kaçınılmaz olmuştur. [1]  


 

[1] Ahmed Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.