2- Batıl Dinler:

        

İnsanların İslâmın dışında tarih boyunca kendi kafalarından uydurdukları bütün dinlerin genel adı.  

Hakk din bir tanedir, ama batıl dinler sayısızdır.

“Allah katında geçerli din yalnızca İslâmdır.” (Âli İmran: 3/19) 

“Kim İslâmdan başka din ararsa, ondan asla kabul olunmaz ve o, Ahirette zarara uğrayanlardan olur.” (Âli İmran: 3/85)   

Denilebilir ki, yukarıda tanımlanan ‘din’in ölçülerine yalnızca İslâm uymaktadır. Öyleyse yalnızca İslâm din’dir. Diğerlerine din değil, ideoloji ya da başka bir şey dememiz gerekmez mi? 

Hakk din tanımına elbette yalnızca Allah’ın fıtrat dini dediği[1] İslâm uymaktadır. Ancak ‘din’ olayının tanımına ve kapsadığı alana bakarsak ve yine Kur’an’ın hemen yukarıda andığımız iki âyetini hatırlarsak, İslâmdan başka dinlerin de olduğunu ve bunları Rabbimizin reddettiğini görürüz. Yine şu âyet de oldukça dikkat çekicidir:

“Müşrikler istemese de O dini (İslâmı) bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidâyetle ve hak dinle gönderen O’dur.” (Tevbe: 9/33)

Dikkat edilirse burada hak din tekil olarak, diğer dinler tabiri ise çoğul olarak kullanılmaktadır.

Batıl dinler, Allah (cc) tarafından kabul edilmediği gibi; onlar, ne insanın yaratılış sebebine cevap verebilerler, ne dünyadaki huzuru sağlayabilirler, ne adaleti yerine getirebilirler, ne de Ahiret kurtuluşuna götürebilirler. Çünkü hepsi de insan hevasının ürünüdür. Hepsi de Hakk din olan İslâma karşı olmak üzere ortaya atılmışlardır.

İnsanlara din gönderme hakkı yalnızca onları yaratan Rabb’ın hakkıdır. Allah’a rağmen insanlara din teklif edenler, uydurdukları ilkeleri din haline getirip insanları onlara itaate zorlayanlar, Firavun tipli azgın tağutlardır. Allah (cc) ise, bütün zamanların insanlarına, ‘tağuta kulluktan kaçının, bana ibadet edin’ buyurmaktadır.[2]

Kur’an, bazen ‘millet’ ve ‘şeriat’ kavramlarını da ‘din’ yerine kullanmaktadır.[3] Ancak millet kelimesi bir Peygamber’e (İbrahim milleti gibi),  din Allah’a, şeriat ise din’e nisbet edilir. İslâm şeriati, budizm şeriati gibi. [4]


 

[1] Rûm: 30/30.

[2] Nahl: 16/36.

[3] Yusuf: 12/38; Bakera: 2/130, 135, 120; Şûra: 42/21 vd.

[4] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 149-150.