Islam'da yargi sistemi Fikhi ve ictihadi faaliyetler

Islami yargi sistemi, genel anlamda hemen butun sekillerini, muhakeme usulunu, kavram ve muhtevasini Islami nasslarin ozel ve genel delaletlerinden almistir. Kur' an ve Sunnet nasslari bizzat hukuki yargi tatbikatlarindan ornekler sunmaktadir. Ilk resmi mahkeme 4. Halife (Hz. Ali) doneminde tesis edilmistir. Ancak yargilama ve muhakeme usulunun cercevesi, sekli ve tatbikati bizzat nasslar tarafindan belirlendiginden merkezi ve resmi bir mahkeme olmadan da muctehit fakihler davalari mustakil olarak hukme baglayabiliyorlardi. Hz. Ali doneminde ilk resmi mahkemeye ihtiyac duyulmasi, o donemin sosyal, siyasi, politik, dini ve iktisadi olaylarin artmasiyla toplumun adeta bir donusum ve degisim noktasina gelmesinin bir neticesi idi. Resmi bir mahkemenin artan ihtilaflari ve biriken davalari acilen cozume kavusturmada o gunun calkalanan toplumunda cok is gordugu muhakkaktir. Ancak yine de gelisen, degisen ve fetihlerle genisleyen Islam toplumunda Abbasiler donemine kadar butun bolgeleri baglayan uniter (merkezi) bir mahkeme sistemi olmadi.

Hicri 2. asirdan sonradir ki, yargi sisteminde uniter bir temayul gorulur. Birbirinden bagimsiz yurutulen ictihadi ve yargisal faaliyetlerde bolgelerde, zaman zaman hakkaniyet olculerine riayetsizlik ve tarafgirlik zaaflari yuzunden magduriyetler ve sikayetler basgostermeye basladi. Zamanin Basra mutasarrifi Ibn Mukaffa (olm. 139/756)(1) Abbasi halifesi Mensur'a bir tezkere sunarak, bu sikayetleri dile getirmis, bolgelerde sivil olarak tesekkul etmis olan yargisal temaulleri insicamli ve bir tek hukuki yargi biciminde duzenlemesini talep etmistir. Bu tezkere belki, askeri, sivil, mali ve hukuki alanda bir islahat yapma teklifiydi. Nihayet bolgeler arasinda benzer vakalar ile ilgili yargisal hukumlerde (fetva ve ictihatlarda), bolgeden bolgeye, mahkemeden mahkemeye meydana gelen farkliliklari, bazilarinin yarginin bagimsizligindan istifade ile kendi inisiyatiflerini, Islami nasslar yerine koyarak, yargiyi suiistimal ve kamu duzenini ihlal etmelerini dile getiriyordu. Halifenin bu nevi sikayetler ile kulagi zaten yeterince dolu idi. Daha once de bizzat kendisi, bir hac ziyareti esnasinda bu meseleyi orada karsilastigi Imam Malik'e acarak, yargiyi ve ictihadi birlestirmeyi ve kendisinin (I. Malik'in) hukuki sistemini devletin resmi ve uniter yargi sistemi haline getirerek diger mezheplerin ictihatlarini yasaklamayi dusundugunu soylemisti. Ancak Imam Malik bunu kabul etmeyerek, yargi sisteminin diger fakihlerin de gorus ve ictihatlarina muracaat edilmeden birlestirilmesinin sakincali olacagini vurgulamistir.(2) Suphesiz Imam bu sozleriyle belki de, uniter (merkezi) bir yargi sisteminin henuz kurulma asamasindaki bir hukuk sistemini zamanla, siyasi otoritenin baskisi altinda siddetle politize edebilecegi ve bu sistemin siyasi otoritenin gayr-i Islami icraatlarini mesrulastirmak icin gizli bir guce donusturulebilecegi, ozgur bir dusunce ortaminda yetisen muctehitlerin zamanla ictihadi melekelerini donuklastirabilecegi, merkezi bir kanunlastirma faaliyetlerinin ortami kupkuru bir taklitcilige surukleyebilecegi ve siyasi otoritenin gayrimesru bazi icraatlari karsisinda buyuk bir dayanisma icinde bulunan muctehit ve fakihlerin arasindaki bu dayanismayi ve gucu zaafa ugratabilecegi gibi pek cok endiseyi dile getirmisti.

Aslinda hicbir hukuk sisteminde tamamiyla ihtilaflari giderebilecek bir kuvvet yoktur. Mahkemeler ve hakimler arasinda daima yargiya (ictihada) yonelik ihtilaflar olmustur. Bunu kaldirmaya imkan yoktur. Bugun hicbir yerde, ust mahkeme ile alt mahkemenin kararlari arasinda zaman zaman gorulen ihtilaflar giderilememistir. Hicbir hukuki yargi sistemi, askeri veya sivil ve siyasi baskilardan bagimsiz olamamistir. Insanlik tarihinde daima yuksek burokrasiye mensup itibarli ve varlikli aileler, yargi sureclerine mudahalelerde bulunmustur. Kural geregi yargisal surecler, siyasi, sivil ve askeri baskilardan bagimsiz yurutulmek zorundadir. Ancak bugun "kuvvetler ayriligi" prensibi kabul edilmesine ragmen hangi ulkede yargi tamamen bagimsiz durumdadir. Haksiz mudahaleler, usulsuz azil ve tayinler hatta bircok yargi skandallari yasanmamakta midir? Bizim ulkemiz de mustesna degildir. Medya hergun onlarca hukuk skandalini ve yargi sureclerine yapilan siyasi ve militer baskilari dile getiriyor. Hatta bizzat medyanin kendisi bunu yapmiyor mu? Yarginin bagimsizligi prensibi bugun neredeyse sadece hukuki metinlerde gecerlidir. Tatbikatta ise bu ilkeyi zedeleyen binlerce vaka vardir. Soruyu soran kardesimiz belki de bugun gelinen noktadan hareketle, Islam tarihinin ilk donemlerine atiflar yaparak, o gun de siyasi nizalarin gelismekte olan Islam yargi sistemini derinden etkiledigi kanaatine varmistir.

Bu kanaat yanlistir. Haftaya insallah bu mevzuyu bitirmeye calisacagiz. Allah'a emanet olun.

Dipnot:

(1) Macit Hadduri, Islam'da Adalet Kavrami, Yonelis Yay., s/203

(2) Ibn Abdulberr, el-Intika s/40-41; Ebu Zehra, Malik, s/188-189


M. Enes Ergene

ZAMAN, 31.01.1997