Vesvese üzerine inceleme

Ahmet Sahin

Gerek abdest alirken, guslederken, ibadet halinde bulunurken, gerekse ibadet disindaki normal zamanlarda dini hayatimizi sürdürürken vesvese bulutlari hücuma geçiyor, bir sphe, endise ve korku duymamiza sebep oluyor. Titiz insanlar bozuldum mu, çürüdüm mü, inancimda noksanlik mi söz konusu oluyor.. gibilerden vehimlere maruz kaliyorlar.

Böylesine korkutucu, seyleri hatirlatan vesveseyi pek veciz sekilde tahlil eden Akademi sayfasindaki degerli yaziyi aynen aktariyorum, soru sahiplerinin istifadesine.
Dikkatle okundugu takdirde sorular cevabini bulmus olacak, korkulacak, ürkülecek bir sey olmadigi da kesinlesmis bulunacaktir.
ifade edildigi gibi, vesvesenin zarari, korkmaktan, ürkmekten ibarettir. Korkmaz, ürkmez, senin malin olmadigini bilmekte gaflete düsmezsen bu balon hemen söner, bu korkulu rüya ansizin yok olup gider.
* * *
Vesvese, gizli sese denir. Bir mastar olan "vesvas" kelimesinin seytana isim olmasi da, ayni manayla alakalidir ki, seytan "vesvesenin kaynagi" demektir. Ancak örfen meshur olan manasiyla vesvese, nefsin veya seytanin kalbe attigi hayirsiz, faidesiz, alçak hatira ve mülahazalara verilen bir isimdir.
Hem nefsin hem de seytanin vesvesesi, Kur'ani Kerim'de ayri ayri zikredilir.

sEYTANIN VESVESESi
"And olsun ki, insani Biz yarattik ve nefsinin ona ne gibi vesveseler verdigini biliyoruz ve Biz ona sahdamarindan daha yakiniz." (Kaf, 50/16) ayeti, nefsin vesvesesine isaret ederken, "seytan, Adem'e vesvese verdi." manasina gelen birçok ayet de, seytanin vesvesesine delalet etmektedir.
"Nefsin vesvesesi" tabiri, bir insanin, kendi kendine söyledigi ve gönlünden geçirdigi gizli duygular, kararlar, vehimler, hatiralar ve bunlar gibi bütün batini suur durumlarini da içine alir. Bunlar o kadar gizli ve sessizdir ki, bazilarini melekler dahi bilmekten acizdirler.. acizdirler de onlari sadece Cenabi Hakk bilir. Nefisten gelen vesvese, seytanin vesvesesine kiyasla daha gizlidir. Bu gizlilik, bir cihetten onu kuvvetlendirir. Dolayisiyla nefis, seytandan daha müthis bir düsmandir. Belki de, "Senin en büyük düsmanin nefsindir." diyen Allah Rasulü (s.a.s.), iste bu hususa isaret buyurmuslardir.
Nefis ve seytan, verdikleri vesveseler ile, insan ruhunu, hak yolundaki terakkisinden alikoymak isterler. insanin akil ve fikrini çelip, azim ve iradesini kirarak onu salih amellerden vazgeçirmek, fani zevk ve kaprislere düsrerek de sefillestirmek isterler.
Vesvesenin ilk makes buldugu yer kalbdir. O, buradan diger azalara kalb vasitasiyla yayilir. Onun içindir ki, vesvesenin ilk tesiri kalbde hissedilir. Tabii ki bu tesir, kabul veya ret sekillerinden biri halinde tecelli eder. Eger gelen vesveseler kalbde kabul görmezse; hayalde edep disi tasvirler mahiyetine bürünürler. Muhayyilesi bu tasvirlerle mesgul olan insan, bir müddet sonra hiç farkinda olmadan kalbini de onlarla mesgul eder. Zaten seytanin istedigi de budur. Zira o, varmak istedigi hedefe bu yolla birkaç adim daha yaklasmis olur.

VESVESEYE REAKSiYON
Halbuki kalbde kabul görmeyen vesvesenin hiçbir zarari yoktur. Zira vesvese, hayalden öte geçememistir ve mantikça da hayal bir hüküm degildir. Vesvesenin kalbde kabul görmedigini anlamak ise gayet basittir. sayet kalb, gelen vesveseden dolayi üzülüyor ve ürperiyorsa, bu durum vesvesenin kalbde kabul görmedigine; aksi durum ise, neticenin de aksine bir delil ve bir isarettir. Eger vesvese kalbde kabul görmüyorsa; bu durumda vesvesenin zarari, zararli oldugunu düsnmeye münhasir kalir; baskaca da bir zarari yoktur. Hatta kalbin reaksiyonunun siddeti; kisinin imanindaki kuvvetle dogru orantilidir. Evet, imanin kuvveti nisbetinde kalb vesveseye karsi reaksiyon gösterir. Bazen gafletle kalbin gösterdigi bu reaksiyon tasdik zannedilir. Bu zanna düsen bazi kimseler, kalblerinde müthis bir heyecan ve helecan hissederler. Bazen de bu durumdan kurtulmak için huzurdan kaçip gaflete dalmak arzu ederler. Halbuki ortada vesveseyi tasdik diye bir husus söz konusu degildir. Sadece bir reaksiyon vardir. Ve esasen bu reaksiyon da onun imaninin salabet ve kuvvetini göstermektedir. Ve yine bu sebepledir ki, Allah Rasulü, bu hal ve durumu anlatirken, "imanin ta kendisidir!" buyurmuslardir.


Kaynak: Zaman gazetesi, 25.06.1998